Fatma Karabıyık Barbarosoğlu uzun zamanını Fatma Aliye'ye ayırmıştı. Araştırmalar, dersler, konuşmalar, nihayetinde bir kitap. Kitabını yayımlamadan önce Fatma Aliye'nin torunu Suna Selen ile görüşmüş. Bu görüşme kitabın sonlarında var zaten. Bir de Suna Selen bu konuda ne demiş diye baktığımda gülmeli miyim üzülmeli miyim bilemedim.
Fatma Aliye'nin elli liralık banknotlar üzerinde yer alması dolayısıyla konuşulmuş Suna Selen ile. Hiçbir kitabını okumamış anneannesinin. Osmanlıca bilmiyormuş, okuyamazmış. Kitapçıya gidip bakmamış bile olmasını mazur görmek lazım. Bu sebeple belki eserlerine bakılarak onun hakkında karar verilmesini doğru bulmuyor. Yalnızca para üzerinde kullanılan fotoğrafın anneannesinin Almanlar ve Fransızlar gibi başını "art nouveau" üslubuyla örttüğü bir fotoğraf olmamasından memnun. En azından başı açık. Barbarosoğlu'na ise tek söylediği şey anneannesinin feminist olduğu. Eğer bunlar varsa rahat edebiliriz.
Daha önce okuduklarımdan, dinlediklerimden başka olarak bu kitapta her şeyin derli toplu olması hoşuma gitti. Fatma Aliye'nin babası Cevdet Paşa ile ilişkileri, nasıl eğitim aldığı, annesi ve kardeşleri ile yaşadıkları, evlilik hayatı, çocukları ile ilişkileri, aktivist yönü...
Eğer ilk kadın romancıyı merak ediyorsanız bu kitabı okumalısınız. Eğer Osmanlı'nın son vakitlerinde bir kadın, toplumun üst katmanlarında bir kadın nasıl sahip olduklarını kullanmayı, toplumu şaşırtmayı, bir ölçüde değiştirmeyi başarmış, bunları yaşarken kadın olmanın zorlukları bir yana anne olmanın yükünü nasıl kaldır-ama-mış görmek istiyorsanız da bu kitabı okuyun.
"Ben trenden indim. Aynı yerde ve aynı zamanda olanlar birbirlerini hatırlayabilir ya da unutabilir. Ben sizin zamanınızda değilim. Zalim ile mazlumun yan yana durduğu iyi ile kötünün aralarında hiç fark yokmuş gibi idrak edilmeye çalışıldığı zamanlara ait değilim. Unutulmadım. Sizin dünyanıza hiç girmedim diyelim."
fatma karabıyık barbarosoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fatma karabıyık barbarosoğlu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Mayıs 2010 Pazartesi
27 Nisan 2010 Salı
Cumhuriyet'in Dindar Kadınları
Fatma Karabıyık Barbarosoğlu Cumhuriyet sonrasında dindarlığa dair incelemelerde erkeklerin tavrının net bir şekilde çözümlenebildiğinden fakat kadınlara dair bir bahis açılmadığından bahsediyor. O halde 1960'larda ilk üniversiteli kuşağa ve sosyal hayatın içinde olmaya çalışan bu dindar kadınlara bir bakalım diyor. Öğretmen, mimar, doktor pek çok isimle görüşüp hayatlarının hikayesini öğrenip aktarıyor.
Birçoğunun ailesi kızlarının okula gitmesine karşı çıkıyor. Bazılarının anneleri kızlarını desteklese de elinden pek fazla şey gelmiyor. Bazılarının ise anneleri ses bile çıkaramıyor baba otoritesi karşısında. Güç bela okula giden, daha fazlasını yapmak için babayı ikna etmeye çalışan bu kızlar bir yandan anneleri gibi olmadıkları için eleştirilirken bir yandan da modern olmamaları sebebiyle ağır eleştirilere maruz kaldıkları için kendilerine başka bir dünya oluşturmaya çalışmışlar. Sayıları çok fazla olmadığı için birbirlerinden bir şekilde haberdar oldukları herkesi kapsayacak bir mektup ağı kurmuşlar mesela. İstanbul merkezli birkaç dernek ile bu işi kolaylaştırmışlar.
Birçok ilginç hayat hikayesi var kitapta. En dikkat çekici olanlardan biri doktor Gülsen Ataseven'inki idi. Askeri tıbbiye öğrencisi iken namaz kılmaya başlayan, okulda mescid açılmasını isteyen, namaz kıldığını başka ne yapması gerektiği sorduğu insanlardan "Bu devirde namaz kılıyorsan evliyasın sen zaten" cevabını alan, sonrasında çok ilginç bir şekilde evlenen, çalışan bir kadın. Annesinin tepkisini aktarmak istiyorum sadece.
"Annesi endişe içindedir. Abdest namaz derken kızı aşırıya doğru mu gitmektedir? "Senin dindar olmanla iftihar ediyorum ama derinine gidersen aklını oynatırsın."
Kitabı ilgi çekici bulmamın iki sebebi var. Vaktiyle eğitim tarihi dersleri alırken medreselerden "Dar'ul Funun"a sonra da Yüksek İslam Enstitülerine İlahiyat Fakültelerine geçişte birçok belgenin yok edildiği konusundan bahsettiğimizi hatırlıyorum. Var olanlar ise hep eksik kalıyordu, resim bir türlü tamamlanamıyordu. Din eğitimi konusunda o dönemde neler olduğunu mümkün olduğunca objektif anlatan isimlere de rastlamak mümkün olmadığından, (objektif olmayanı da yok aslında) bir de ailemde o vakitler yaşayan insanlar içinde dindar olduğu söylenen (dindarlık kriterleri hayli farklı şimdilerde söylenenlerden) tek bir kişi olup onu da dünya gözüyle göremediğimden merak ediyordum. Bu kitapta en azından hikayeleri anlatılan kadınların ailelerinden hareketle merakımı biraz olsun giderebildim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)